KÜRECİK

http://www.kurecikdiyari.com/images/omer.jpg
You are here: Ana Sayfa KÜRECİK TARİHÇESİ KÜRECİK SANATÇILARI

KURECIK SANATCILAR

CELAL BAYAR

E-posta Yazdır PDF
1982  yılında Malatya’nın Akçadağ İlçesinde
Kürecik’e  bağlı  Kasımuşağı Köyünde 
dünyaya geldim.9 çocuklu bir ailenin
5.ci çocuğuyum. İlk okulu 1992de bitirdim,
okulu bitirdikten sonra  1993 yılında Elbistan’a
gittim orda çalışmaya başladım,Elbistan’a
gideli bir yıl dolmamıştı ki daha  ne yazık ki
Sivas Olayları meydana geldi.
O yıllarda Elbistan'ın yöresel radyosu
olan halende günümüzde yayınına devam eden
Radyo Umut’u çok dinliyordum.
Radyo Umut’ta çalınan
Eserler ve Türküler beni o kadar etkiliyordu ki
elimde  ne olursa saz çalar gibi yaparak kendimden
geçerdim,  özellikle Nesimi Çimen Baba ve Hasret
Gültekin tabiki ozanlarımızın hepsini dinliyordum ama
Nesimi Baba ve Hasret Gültekin o kadar beni  daha çok
Etkiliyordu. Ve bu beni müzikle iç içe
getirmeye vesile oldu. Bulduğum teneke kutularını
ezerek ve onlara tahtadan sap yaparak saza
benzetmeye çalışıyordum ve  bunlarla
çalar gibi yapıyordum. 2 yıl
Elbistan da kaldıktan sonra köyüme
Kasımuşağı’na döndüm ve oradan
İstanbul'a geldim. 1995 yıllarında 
tabi ki müzikte olduğum yerde sayıyorum
ama çokta meraklıyım ama bir şeyler
yapamıyorum...
Tabi ki yillar akıp gidiyorken, 2000li yıllarda İstanbul
Bağcılar da Saz Kursuna başladım.
O kadar meraklıyım ki o anki durumumun
anlatılması gerçekten çok zor. Hem bu arada
Saz çalmayı öğrenirken   hayat koşulları ve
 gurbetlikten dolayı da çalışmak zorundayım,
amca oğlunun bir kırık sazı vardı onu bana vermişti.
Onunla işe gidip geliyorum ve
tabi ki Nesimi Çimen başta  olmak üzere
Hasret Gültekin, Erdal Erzincan
Erensoy Akkaya, Erdal Akkaya,
Erol Parlak’ı da  çok dinlemeye başladım.
Bunların eserlerini okumaya çalışıyordum,
kendi kendime zamanımı Saz öğrenmeye çalışırken
Saz çalabilecek ve Türkü söyleyebilecek konuma
geldim kısa bir sürede ve derken kendi
yöremizin sanatçıları Tacım Dede 
Garip Dost ve Haydar Erdoğan gibi
Aşık ve Ozanlarımızdan da çok etkilenerek
kendi yöresel Deyiş ve Türkülerini
yorumlamaya da başladım.
Eserleri  Kürtçe ve Türkçe olarak seslendirmekte ve
müzik hayatımda yola devam etmekteyim.
Saygılarımla Celal BAYAR

 

 

 

Son Güncelleme ( Salı, 22 Eylül 2009 19:01 )
 

(OZAN_DEM) AHMET GÖÇER

E-posta Yazdır PDF
 
Ben 1965 Malatya Akçadağ KÜRECİK`de doğdum. Kürt ve alevi bir ailenin en küçük ferdiyim ilköğretimi köyde bitirdim. Maddi sıkıntılar nedeni ile okula devam edemedim. Ana dilim Kürtçe,Türkçe’yi ilköğretim yıllarında öğrendim.
1976 yılından beri İstanbul da ikamet etmekteyim. Esnafım,ticaretle uğraşıyorum. Küçük bir işletmem var.
Gerçek adım Ahmet Göçer’dir.

Herkes bir defa daha bilsin ki sağcıda sanatçı olmaz çünkü onlar ezendir. Sanatçı olmak ezilmiş olmayı gerektirir. Sanat burada kendini ifade etme ihtiyacı olarak ortaya çıkar. Her icat insan ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkmıştır. Bu anlamda ezenin (sağcının) böyle bir ihtiyacı yoktur. Onlar sadece eğlence amaçlı şiir ve türküleri tüketirler. Ayrıca baskıları ile şairlerin ozan’ların ve yazarların ezilmesinde etkili olurlar onlara tepki olarak yeni yapıtlar ortaya çıkar bu etkileşimler böyle uzar gider. Bu konuda söylenecek çok şey var. Özetle bu kadar yeterli sanırım...

İlk albümüm adı (Güneşi Tutuldu Memleketimin) Türkçe ve Kürtçe karışık ikinci albümün adı (Depreme Ağıt) tamamı Türkçe üçüncü albümün adı (Kuracice) tamamı Kürtçe bu gün beşi Kürtçe onikisi Türkçe olmak üzere 17 eserden oluşan bir çalışmam var sonuna geldik yakında biter sanırım.

Müzik yapmak,şiir yazıp bestelemek ezilen insanların yegane silahıdır. Her türlü fiziksel şiddete karşı duran kin,nefret ve intikam duyguları beslemeyen kimseler kendini ifade edecek bir araç arayışına girerler ki bunlardan biride benim kendimi ifade etmek duygu ve düşüncelerimi dile getirmek gayesi ile müzik ve beste yapma şiir yazma ihtiyacı duydum. Burada amaç yalnız kendini anlatmak değil. Toplumun sorumlu bir bireyi olarak doğru bildiklerini ortaya koymak. İnsanların sesi ve dili olmaktır. Bazen bunun bedeli ağır bir biçimde ödenir. Kendimi onlarla kıyaslamamakla beraber bedel ödeyenleri örnekleyebiliriz. Önce Pir Sultan Abdal ardından Nazım hikmet sonra Yılmaz Güney daha dün Ahmet Kaya bu gün yaşayanlarda hala ülkesine giremeyen Ozan Emekçi daha bir çok insan ağır bedeller ödemiştir...

Ozanlarımıza yazarlarımıza halk şairlerine ve bu toplumun gerçek aydınlarına sahip çıksınlar çünkü onlar bizi en iyi anlatacak kimselerdir...
Güzel bir gelecek dileği ile herkesi selamlıyorum...

Bölgemizin kendine özgü sesi... Ahmet Göçer (Ozan_Dem) Sanatçı kavramını kabullenmiyerek, bu kavram kirletildi diyor...
O toplumun, insanlığın azda olsa: sesiyle sonrunlarını dile getirmeye çalışıyor...
Sağcıdan sanatçı olmaz diyor! Sanatçı ezilmeyi gerektirir diyor o...
Duygularını dile getirirken: Şiir yüreğindekileri dışarı vurmak, gerçekleri yazmaktır diyor... Buna kendi kendine konuşmak'ta denilenebilir! Kimileride deli der!!! Onun amacı birikimlerini birlikte mezara değilde! Günümüz bilgi çağına bırakmak...
___ozanımıza hayat mücadelesinde başarı,sağlık,mutluluk diler,kendisine sonsuz şükranlarımı sunarım___
saygılarımla OZAN ÖMERCAN...
Son Güncelleme ( Pazar, 05 Nisan 2009 12:01 )
 
Daha Fazla İçerik...
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL